Ana Sayfaİletişim
İbrahim Uylaş kimdir?

İbrahim Uylaş kimdir?

By İbrahim Uylaş
Published in Diğer
September 04, 2021
3 dk

Hımmm aslında önemli değil hatta hiç önemli değil. Evrenin büyüklüğü karşısında ibrahim kim ki! Öyle tabi, benim ne ve kim olduğumun hiç bir önemi yok. Sadece yoldan geçen bir yolcuyum, yani o kadar önemsizim, küçük bir ayrıntı bile değilim. Ancak kendi zihin dünyamın da kralıyım. Ben ve ben varken patron her zaman benimdir. Kendimi beğenir, kendimi sever ve kendimi överim. Bunu da sadece ben varken yaparım. Yedirtmem kimselere ;). Erzurum’da doğmuş büyümüş(18), Kıbrıs’ta üniversitesini okumuş(5), İstanbul’da beyaz yakalı olarak kod yazmış(8) sonrasında Lonra’ya göçmüş(4), şimdilik pis bir göçmen ve aynı zamanda bir gurbetçiyim. 18 oradan, 5 buradan, 8 İstanbul’dan ve 4 de Londra’dan, topla sayıları ne yaptı 35. Ne diyoruz, hay maşallah ajsdhasgsdsfg.

Bilgisayar mühendisiyim ve yazılım alanında çalışıyorum. 4 yıl önce hem dünyayı gezip hem de çalışma amacıyla Londra’lara kadar geldim. Para kendiliğinden bir yerden akıp gelmiyor. Dolayısıyla hayallerimin peşinden koşmak için haftanın 5 günü klavyeyi elime yapıştırıp kendime çalış köle derim. Keni paramı kendim kazanırım ve kendi sponsorluğumda kendim gezerim. İş olmadığı zamanlarda doğaya koşmak vardır benim için. Güzel ve kaliteli yaşamayı severim(güzel ve kaliteli yaşamak nedir? güzel soru). Pozitif olmak ise en yakın arkadaşımdır. Benim için özgürce gezebildiğim görülmeye değer her yer hayalini kurmaya da değerdir. Kamp yapmak, doğada yalnız başına kendi ruhumu ve doğanın ruhunu dinlemek, doğa yürüyüşleri ve trekking yapmak ve bunlara ek olarak motor sürmek bu hayatta en çok sevdiğim aktivitelerdir.

Özgürlüğüme ve hayallerime aşırı düşkünüm. Sürekli hayal kurarım ve bir hayali gerçekleştirince hemen yenisinin peşinden koşarım. Hayatım böyle hayaller peşinde akıp gider. - Deli galiba, ne çoluğu var ne çocuğu. Dikili bir taşı bile olmayacak hayallerinin peşinden giderken farkında değil düdük. -

Anda olmak ve anın tadını çıkarmak, işte bu tam benlik. Çünkü geçmiş bitti, gelecek daha gelmedi ama güzel çünkü hayallerim orada. Hayat dediğimiz şey ise yaşadığım o anda. O yüzden alırım kahvemi, gider bir göl kenarına oturur yarım saat mal mal doğayı izlerim. Birileri dışarıdan bakınca beni öyle görür ama ben detayları incelerim. Rüzgarı, ormanı, kuşları, göldeki hareketleri, güneşin ışıştısını izlerim ve hayallerimi gözümün önünne getiririm. Doğayı hissederim. Yalnız olduğum her yolculukta hayatı, yaşamı, insanlığı, inanışları, tarihi, evreni, kendimi sorgular dururum. Kendi kendime sorular sorar ve cevaplarını ararım. Henüz bir yere varamadım. Varırsam yazarım :)

Instagrammer, Youtuber, Influencer, blogger falan filan değilim. Sadece buralarda takılmayı ve çektiğim güzel şeyleri paylaşmayı seviyorum. Belki bir gün mini belgeseller çeken bir eleman olurum. Bilmiyorum, zaman ne gösterir göreceğiz. Gezgin de değilim, çünkü tüm bunları iş için yapmıyorum. Düşünüyorum da tüm bu aktiviteleri iş için veya para kazanmak için de yapmazdım. Mesleğimi seviyorum o yüzden hayatımı bu şekilde devam ettirme planlarım hala devam ediyor. Yani mesleği bırakıp bir kafe açmayacağım, öyle bir hayalim yok.

Kısa vadedeki hayallerim şöyle; ağaç kano yapıp 2022 yazında İskoçya’da 5 günde 90kmlik Caledonian kanalını geçmek ve bir süre oralarda takılıp göllerinde el yapımı kendi kanomu yüzdürmek, güneşi batırmak ve güneşi doğurmak. Bir de covidden fırsat olursa belki İskandinavyan ülkelerine motorla tur yaparım. Hem çalış hem gez modelini bu yaz İskoçya’da 1 ay kalarak denedim. Süper işliyor.

Uzun vadedeki planlarımın başlamasınada az kaldı. Yaklaşık 2.5 yıl sonra İngiliz vatandaşlığı alırsam benim için dünyayı gezmek o zaman başlayacak. Tabi öncesinde 6 aylık motorla uzak doğu hayalim var. İşi gücü bırakıp motora atlayıp Londra’dan taaa dünyanın en doğusuna motor sürme hayalim var. Vatandaşlık aldıktan sonra bir cip alıp(çadırı, tentesi, diğer ekipmanları tamamamlayıp) dünyaya açılmayı hedefliyorum. Cipin götürdüğü ve İngiliz/Türk pasaportunun açtığı her kapıdan geçerek gittiğim her yer benim evim olacak. İsviçre(Alp dağları), Kanada ve Kuzey Amerika en çok görmeyi istediğim yerler arasında. Hatta bir kaç yıl oralarda uzaktan çalış, pound kazan ve gez planlarım var. Bence harika plan. Olurda bir gün bir yerde sabit yaşamak zorunda olursam o zaman burada Birleşik Krallıkta yaşamayı tercih ederim. Gavur olmuş bu iyice diyenleri duyuyor gibiyim, çok da umursamıyorum. Ne yapayım dostum Erzurum’a mı döneyim ;)

Hayata bakış açım aşırı sempatik ve pozitif. Sempatik kısmı nasıl oluyor ben de bilmiyorum. Şimdi uydurdum. Hayat fazlasıyla yaşamaya değer. Biliyorum dünyada yeterince bok püsür pis şeyler var ama güzel taraflarından daha çok bakmamız lazım. Çünkü boku püsürü yapanda biziz, doyumsuz insanoğlu…

Bu sayfaya girip, bu yazıyı buraya kadar okumaya devam ettiysen sana çok teşekkür ediyorum. Çünkü değerli zamanını bana ayırdın. Bunun ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu biliyorum. Bu yüzden ben de yazılarımı yazarken kendimden, hayattan bir şeyler katmaya, farklı düşünceler ve bakış açıları vermeye çalışıyorum. Öğrendiklerimi aktarmaya çalışıyorum, birilerinin bana yaptığı gibi. Yola çıkmak, yolda olmak sadece gezmek değildir benim için. Her gezinin, her yolculuğun farklı bir derinliği ve anlamı vardır. 9 yıl önce bir abim “Merak etme su akar yolunu bulur.” demişti bu sözün benim hayatıma nasıl yön vereceğini bilmeden. İşte böyledir hayat. Birileri senin hayatına dokunur, sende birilerinin hayatına dokunursun. Umarım dokunuşlarımız hep güzel olur.

Kalın sağlıcakla…

17 Nisan 2014’de kimdim, hayallerim neydi ve neyin peşindeydim? O yazıya buradan ulaşabiliriz.


Tags

#diğerherşey

Share


Related Posts

32.km - ilk maraton koşusu
Diğer
32.km - ilk maraton koşusu
May 16, 2024
2 dk

Yeni içeriklerden haberdar ol!

Yeni bir yazı paylaştığımda sana ulaşmasını istiyorsan hemen mail adresini gir ve kayıt ol.
© 2024, All Rights Reserved.
Powered By

Hızlı Linkler

KampçılıkDoğa YürüyüşleriTrekkingHiking

Social Media